Ana Sayfa     Hifi Haberleri    Makaleler   Analog Kaynaklar   Dijital Kaynaklar   Aksesuarlar   Amplifikatör   Preamp   Hoparlörler    Söyleşiler   Teknik Yazılar

 

 

 

 

 

Marten Design Ziyareti By Mike Valentine



Bu yazımızın İngilizcesi versiyonu 6Moons web sitesinde yayınlanmaktadır. Ulaşmak için tıklayınız


En net hatırladığım inanılmaz bir gürültüydü. Bağırışlar, çığlıklar, kahkahalar, ıslıklar ve alkışlarla binlerce erkek, kadın ve çocuk birbirine kenetlenerek kocaman bir enerji topuna dönüşmüştü. Daha sonra bu enerji sahnedeki müzisyenlere de yansıdı. Sene 1986, o sırada BBC’de ses mühendisi olarak çalışıyorum, Londra’daki Wembley Stadyumu’nda bir konserin sahne mikrofonlarını yerleştirmekle görevliyim. Bu bir Live Aid konseri.

Dünyanın dört bir yanında televizyonları karşısında konseri izleyen milyonların ve stadyumdaki müthiş kalabalığın yarattığı enerji olağanüstü. Sahnenin sol kısmından, Bob Geldoff’a mikrofonu vermek için kolumu uzattığım an stadyumdaki kalabalıktan gelen yakıcı ve güçlü enerjiyi hissediyorum.

O konserdeki duygu ve sesin röprodüksiyonunu bir çift hoparlör ile yapabilmek oldukça zor. Ancak, neredeyse tüm hoparlör tasarımcılarının esas amacı sadece müziği değil, aynı zamanda o konserde hissedilen duyguyu ve heyecanı da mümkün olduğunca yakalayabilmektir. İşte asıl mesele de budur!

Son dönemde, yukarıda tarif ettiğim amaç doğrultusunda çalışmalarını sürdüren bir hoparlör tasarımcısını ziyaret etme fırsatım oldu; Marten firmasının tasarımcısı Leif Olofsson. Marten’in merkezi İsveç Gothenburg’da bulunuyor.

Londra’dan İsveç’e yaptığımız uçak yolculuğu sonrasında, havaalanından kısa bir otomobil seyahati yaparak Marten’in genel merkezine ulaştık. Burada Marten’in kurucusu olan iki kardeş ile tanışıyoruz; Jurgen ve Leif Olofsson. Jurgen ticari konulardan, Leif ise tasarımdan sorumlu. Kısa bir kahve molasından sonra tesisi gezmeye başlıyoruz. Tesise girdiğinizde son derece aydınlık bir showroom ile karşılaşıyorsunuz. Haftada birkaç gün açık olan bu showroomda Marten ürünlerinin yanısıra, Olofsson kardeşlerin İsveç’e ithal etmekte oldukları Einstein, Emille Labs ve Tim de Paravicini markalarının ürünleri de sergileniyor. Bu markalara ilave olarak, Nordic Concept pikaplara ve Bladius marka elektroniklere de showroomda rastlamak mümkün.









Showroom içinde bulunan ve son derece özenle hazırlanmış iki adet demo odası oldukça etkileyici. Bu demo odalarının ses izolasyonu ve akustik kontrol için çok ciddi çalışmalar yapılmış. Özellikle, daha büyükçe olan ikinci demo odası, aynı zamanda tüm ürün geliştirme çalışmalarında da kullanılıyor. Bu odada Leif ile yaptığımız sohbette, kaydedilmiş müziğin en iyi röprodüksiyonunu amaçlayan bu tasarımcının tasarım teknikleri ve felsefesi hakkında bilgi ediniyoruz.

Leif, dindar bir ailenin üç yaramaz oğlan çocuğundan biri. Çocuk yaşlardayken lokal bir kilisenin korosunda şarkı söylemesi, daha o yaşlarda gerçek akustik, vokal ve kilise orgunun sesi ile haşırneşir olmasını sağlamış. 12 yaşından itibaren hifi ve elektronik aletlerle ilgilenmeye başlamış. Bu merakı, lise ve üniversitede elektronik eğitimi almasında etkili olmuş. Daha sonra özel ilgisi nedeniyle hoparlör tasarımı konusuna yönelmiş. Bir çok diğer tasarımcı gibi o da ilk zamalarda 2 yollu tasarımlar üzerine çalışmış. Sıkça kullanılan kağıt veya plastik sürücülerin aksine daha özel bir sürücü arayışına girmiş ve çalışmalarına seramik sürücülerle devam etmeye karar vermiş.



Alman Accuton firmasından birkaç sürücü satın alarak tasarımlarında kullanmaya başlamış. Bu sürücüler ile yaptığı tasarımlarda oldukça iyi sonuçlar elde etmiş ve koyu bir jazz fanatiği olması sebebiyle tasarladığı ilk hoparlöre Mingus adını vermiş. Tasarladığı hoparlör hakkında görüşlerini almak üzere, İsveç’li Hifi dergisi “ HiFi and Music” ten bir yorumcuyu davet etmiş ve yapılan dinletilerden sonra çok pozitif yorumlar almış. Sonrasında, birkaç lokal HiFi mağazasının da desteği ile, Leif’in hoparlör üreticisi olma hayali gerçek olmaya başlamış. Kısa bir süre sonra kardeşi Jurgen’in de katılımı ile Marten firması kurulmuş. Ürün geliştirme çalışmalarını sürdüren Leif, bir süre sonra daha iyi bir tweeter arayışına girmiş ve çok yüksek maliyeti olan elmas tweeterlardan bir çift sipariş ederek tasarımlarında kullanmış. Elmas tweeterlar ile yaptığı çalışmlardan çok olumlu sonuçlar almış.

 

Sponsor Linkler

Sponsor Linkler

 

Son dönemde, yukarıda tarif ettiğim amaç doğrultusunda çalışmalarını sürdüren bir hoparlör tasarımcısını ziyaret etme fırsatım oldu; Marten firmasının tasarımcısı Leif Olofsson. Marten’in merkezi İsveç Gothenburg’da bulunuyor.

Londra’dan İsveç’e yaptığımız uçak yolculuğu sonrasında, havaalanından kısa bir otomobil seyahati yaparak Marten’in genel merkezine ulaştık. Burada Marten’in kurucusu olan iki kardeş ile tanışıyoruz; Jurgen ve Leif Olofsson. Jurgen ticari konulardan, Leif ise tasarımdan sorumlu. Kısa bir kahve molasından sonra tesisi gezmeye başlıyoruz. Tesise girdiğinizde son derece aydınlık bir showroom ile karşılaşıyorsunuz. Haftada birkaç gün açık olan bu showroomda Marten ürünlerinin yanısıra, Olofsson kardeşlerin İsveç’e ithal etmekte oldukları Einstein, Emille Labs ve Tim de Paravicini markalarının ürünleri de sergileniyor. Bu markalara ilave olarak, Nordic Concept pikaplara ve Bladius marka elektroniklere de showroomda rastlamak mümkün.









Showroom içinde bulunan ve son derece özenle hazırlanmış iki adet demo odası oldukça etkileyici. Bu demo odalarının ses izolasyonu ve akustik kontrol için çok ciddi çalışmalar yapılmış. Özellikle, daha büyükçe olan ikinci demo odası, aynı zamanda tüm ürün geliştirme çalışmalarında da kullanılıyor. Bu odada Leif ile yaptığımız sohbette, kaydedilmiş müziğin en iyi röprodüksiyonunu amaçlayan bu tasarımcının tasarım teknikleri ve felsefesi hakkında bilgi ediniyoruz.

Leif, dindar bir ailenin üç yaramaz oğlan çocuğundan biri. Çocuk yaşlardayken lokal bir kilisenin korosunda şarkı söylemesi, daha o yaşlarda gerçek akustik, vokal ve kilise orgunun sesi ile haşırneşir olmasını sağlamış. 12 yaşından itibaren hifi ve elektronik aletlerle ilgilenmeye başlamış. Bu merakı, lise ve üniversitede elektronik eğitimi almasında etkili olmuş. Daha sonra özel ilgisi nedeniyle hoparlör tasarımı konusuna yönelmiş. Bir çok diğer tasarımcı gibi o da ilk zamalarda 2 yollu tasarımlar üzerine çalışmış. Sıkça kullanılan kağıt veya plastik sürücülerin aksine daha özel bir sürücü arayışına girmiş ve çalışmalarına seramik sürücülerle devam etmeye karar vermiş.



Alman Accuton firmasından birkaç sürücü satın alarak tasarımlarında kullanmaya başlamış. Bu sürücüler ile yaptığı tasarımlarda oldukça iyi sonuçlar elde etmiş ve koyu bir jazz fanatiği olması sebebiyle tasarladığı ilk hoparlöre Mingus adını vermiş. Tasarladığı hoparlör hakkında görüşlerini almak üzere, İsveç’li Hifi dergisi “ HiFi and Music” ten bir yorumcuyu davet etmiş ve yapılan dinletilerden sonra çok pozitif yorumlar almış. Sonrasında, birkaç lokal HiFi mağazasının da desteği ile, Leif’in hoparlör üreticisi olma hayali gerçek olmaya başlamış. Kısa bir süre sonra kardeşi Jurgen’in de katılımı ile Marten firması kurulmuş. Ürün geliştirme çalışmalarını sürdüren Leif, bir süre sonra daha iyi bir tweeter arayışına girmiş ve çok yüksek maliyeti olan elmas tweeterlardan bir çift sipariş ederek tasarımlarında kullanmış. Elmas tweeterlar ile yaptığı çalışmlardan çok olumlu sonuçlar almış.



 

Daha ilkokul yıllarında bizlere öğretildiği üzere, elmas yeryüzündeki en sert materyallerden biri ve bayanların mücevherlerini süslemesinin yanısıra, farklı birçok endüstriyel alanda da kullanılıyor. Günümüzde kullanımı artmış olmasına rağmen, o dönemde elmas tweeterlar çok üst düzey bir teknolojiyi ifade ediyordu.

Tasarımlarını daha da geliştirmek üzere çalışan Leif, özellikle üst seri ürünlerinde kullanılacak gövde tasarımı konusunda da yeni fikirler geliştirmeye başlamış. Hoparlör üretiminde sıkça kullanılan ahşap gövdeler yerine Leif daha iyi sonuç alabileceği farklı bir materyal arayışına girmiş. Leif, bir mutfak tasarımcısı olarak çalıştığı dönemlerde cam, Corian vb. malzemeleri yakından tanıma fırsatı bulmuş. Ancak, bir arkadaşının karbon liflerinden ürettiği lavabo ona adeta ilham kaynağı olmuş.

Özellikle kevlar ile birleştirildiğinde karbon liflerinin oldukça ilginç bir ses karakteri vardır. Oldukça hafif olmasının yanı sıra sese etkisi çok düşüktür. Karbon ve kevların bu ilginç özellikleri nedeniyle Leif de gövde tasarımlarını bu malzeme ile yapma kararı alır. Ancak bu malzemeye nasıl şekil verileceği ciddi bir sorundur. Leif, fibreglass tekne üreticilerinin bu konuda kendisine yardımcı olabileceğini düşünür ve Gothenburg’daki birkaç tekne üreticisi ile irtibata geçer. Yapılan sayısız denemeler sonrasında nihayet istedikleri özelliklerde karbon fibre gövde üretmeyi başarırlar.

O döneme kadar yapılan çalışmalar meyvelerini vermeye başlar ve 2003 yılında Carbon-Kevlar gövdeli, seramik sürücülü ve elmas tweeterlı “Coltrane” ortaya çıkar.

Aslında o dönemde seramik sürücülü hoparlörlerin ilginç bir ses karakteri vardı ve iyi çaldıkları söylenemezdi. Coltrane’leri bir Hifi showda ilk kez dinlediğimde, daha önce üretilen birçok seramik sürücülü hoparlördeki sorunların aşılmış olduğunu farkettim. Peki Leif’in bu başarısının sırrı neydi? Kendisinden aldığım bilgiye göre yanıt; crossover. Crossover’da Mundorf gümüş kapasitörler ve büyük bakır bobinler kullanılmış. Leif’in performansı arttırmak için uyguladığı bir başka teknik te, seramik sürücülerin yanma sürecini fabrikada tamamlamak.

Leif mümkün olduğunca Jazz kulüplerine giderek canlı müzik dinliyor. Ürünlerin test aşamasında ise, birçok farklı cd ve plaktan faydalanıyor. Ancak bir cd’nin kendisi için çok özel olduğunu söylüyor, o da Prophone etiketli Janette Lidström ve Steve Dobrogosz’un “Feathers” albümü. Piyano ve insan sesi, röprodüksiyonu en zor sesler olduğu için Leif bu cd’yi audiophile bir kayıt olmamasına rağmen test ve ürün geliştirmede sıkça kullanıyor.

 

Leif tüm tasarımlarına 2 yollu hoparlör ile başlıyor ve doğru sese ulaştığını düşündüğünde bas ve tiz sürücüler ekliyor. Sohbetimiz devam ederken, önümüzdeki dönemde piyasaya sürülecek “Coltrane Momento”larin prototipi dikkatimi çekiyor. Hoparlörler neredeyse benim boyumdalar. Her kanal, 6 tiz/mid ve 4 bas sürücüden oluşuyor. Yani kanal başına toplam 10 sürücü! Bu kadar çok sürücüyü uyumlu bir şekilde biraraya getirmek aslında zor bir iş. Leif dinelemek ister misin diyor ve dinletiye başlıyoruz. İtiraf etmem gerekir ki dinletiye biraz önyargılı başladım. Çünkü geçmiş tecrübelerime göre, geniş hoparlörler çok etkileyici çalabilmelerine ragmen genelde sahne oluşturma konusunda çok başarılı değildirler. Ama ilk şarkıdan itibaren tüm endişelerim ortadan kaltı. Sahne tam olması gereken en ve boyda oluşmuştu. Belki okuduğunuz birçok cihaz yorumunda; “Bu şarkıyı daha önce biçok kez dinledim ama hiçbiri bu seferki gibi değildi” şeklinde bir cümle ile karşılaşmışsınızdır. Korkarım ki Coltrane Momento’lar ile ilgili bu alışılageldik cümleyi tekrarlamam gerekecek. Enstrümanların gerçek seslerine çok yakın olmasına ilave olarak, aralarındaki mesafe ve hava daha önce duymadığım kadar etkileyiciydi. Çok iyi bildiğim parçaları bu denli gerçekçi dinlemek çok farklı bir deneyim oldu. 



Momento’lar Marten’in referans serisi değil. Referans koltuğunda şu anda Coltrane Supreme’ler oturuyor. Supreme’ler 4 ayrı gövdeden oluşuyor ve bence henüz başka hiçbir tasarımcı tarafından kullanılmamış bir komponenti bünyesinde barındırıyor. Bu; çok pahalı bir elmas mid sürücü.  
 

Elmas mid sürücüyü üreten Accuton firması, ürün hazır olur olmaz hiç dinlemeden direkt olarak Leif’e göndermiş. Düşünsenize, böyle bir sürücüyü dünyada ilk kez dinleme fırsatı Leif’in olmuş. Bunun nasıl bir deneyim olduğunu kendisine sorduğumda verdiği cevap; “Gerçekten çok cool’du!” oldu. Bence bu cevap; Leif’i, şirketini ve Marten Hoparlörlerin sesini çok güzel özetliyor. Gerçekten çok “cool”lar. 

Mike Valentine
Çeviri: Eli Hanenya

 

 

 

Creative Commons License
Marten Loudspeakers Ziyareti  yazısı Mike Valentine tarafından yazılmış olup, yazının lisanslaması
Creative Commons Attribution-Noncommercial-No Derivative Works 3.0 Unported License ile yapılmıştır.
Lisans hakkında daha ayrıntılı bilgi için http://stereomecmuasi.com/lisans.htm sayfasını ziyaret ediniz. 

 

İlginizi Çekebilir



Ülkemizden ve dünyadan en güncel Hifi ve High End haberleri Ulaşmak için tıklayın


Stereo Mecmuası Günlükleri... Ulaşmak için tıklayın


Mike Valentine'ın İngilizce Yazıları. Ulaşmak için tıklayınız



Ana Sayfamıza Dönmek İçin Tıklayınız