|
|
||
|
Ana Sayfa Hifi Haberleri Makaleler Analog Kaynaklar Dijital Kaynaklar Aksesuarlar Amplifikatör Preamp Hoparlörler Söyleşiler Teknik Yazılar |
||
|
|
|
|
|
Prometheus Audio Ziyareti |
||
|
Kaç yaşında müzik dinlemeye başlarız? Uzmanlara göre doğum öncesinde anne karnında duymaya başlarız. Hatta bazı anneler çoçuğun karakterine olumlu etkisi nedeniyle karınlarındaki bebeklerine müzik dinletmeye başlarlar. Eğer bu doğru ise George Thomsen’in dünyaya geldiği, İngiltere’nin Kuzey Doğu’sunda bir gemi inşa kenti olan Sunderland’da yıllar önce ne dinlediğini bilmek isterdim. HiFi camiasında vinile basılmış müzik konusunda George’tan daha bilgili birine rastlamadım. Mesela kendisine hangi klasik müzik eserini sorarsanız sorun size en iyi yorumcu, plak şirketi ve kayıt numarasını söyleyebilir.
|
||
|
Sponsor Linkler |
||
|
Sponsor Linkler |
||
|
O yıllarda Decca SXL 2000 plakların fiyatı
1,50 pound iken bu fiyat birkaç yıl içinde 3,50 pound’a yükselir. Fiyattaki
bu değişiklik bile George’un plak satın alma hızını kesmez ve böylece genç
bir koleksiyoncu doğmuş olur. Kısa bir süre sonra George yeniden bir upgrade
ihtiyacı hisseder ve iki adet Linn LP12 satın alarak pikapları yan yana
yerleştirir. Peki neden? Yan yana yerleştirdiği aynı model bu iki pikabın
altındaki rafları değiştirerek karşılaştırmalar yapar. Tahta, cam, granit
vb. raflar üzerinde yaptığı denemeler sonucunda, altındaki malzemeye göre
pikabın farklı çaldığını gözlemler ve hangi materyal kombinasyonunun en iyi
sonucu vereceğini araştırmaya başlar. Aynı model iki pikabı yanyana koyarak
yaptığı mukayeseler, daha doğru sonuçlar almasına olanak tanır. Böylece bir
HiFi mühendisi doğmuş olur.
Transistörlü amplisinden memnun olmadığı için
lambalı amplilerle yaptığı birkaç denemeden sonra, lambaların müzikteki
duyguyu daha iyi ortaya çıkardığına karar vererek sisteminde değişiklik
yapar. O günden bugüne lambalı cihazlar kullanmaktadır.
Hikayemize geri dönecek olursak, George o dönemde denemelerine devam eder. Motor ünitesini pikaptan ayırarak, duvara monte edilmiş bir raf üzerine yerleştirir ve farkına varır ki, pikaptaki komponentleri birbirinden ayırdıkça daha iyi sonuçlar elde etmektedir. Denemeleri bir süre daha o dönemin pikapları üzerinde devam eder. Ancak artık kendi pikabını üretme zamanı gelmiştir. George’un tasarladığı ilk platter 17 kg. ağırlığındadır. Piyasada satılan hiçbir pikap standının kendisini tatmin etmemesi üzerine, kendi standını tasarlamaya karar verir. Stand; masif ayaklar, güçlendirilmiş cam raflar ve paslanmaz çelik spikelardan oluşmaktadır. Standın görünümü adeta Herkül’ün sütunlarını andırmaktadır. Bu kadar başarılı çalışma birçok insanı tatmin edebilir ama George bu kadarıyla da yetinmez. Motor, motor yuvası, farklı tahrik kayışları, kolun izolasyonu, pikabın izolasyonu, motor güç ünitesi, hava pistonlu bağımsız ayaklar vb. konularda çalışmalarını sürdürür.
George’unki uzun bir hikaye. Sadece fotoğraflar bile onun en iyi pikap ve standı üretmek adına sürekli bir arayış içinde olduğunu ortaya koymaya yetiyor. Peki bu tasarım ve mühendislik harikası nasıl çalıyor? Şöyle söyleyeyim; o gün kendimi kaptırıp ardı ardına o kadar çok plak dinlemişim ki, hava kararmış ve eve 6 saat geç kalmışım. Geciktiğim için eşimden defalarca özür dilemek zorunda kaldım ama inanın buna değdi, çünkü George Thomsen’in sistemini dinlerken Tanrı’ya biraz daha yaklaştığımı hissettim!
Erişim Adresleri
|
||
|
|
||
|
İlginizi Çekebilir |
||
|
|
||