|
|
|
 |
|
Akıncı, Baylan,
Küçükyıldırım, Reigle- Century
AK Müzik AK 915-2 CD
Geçtiğimiz ay içerisinde Timuçin Şahin'in Bafa albümünü alırken bir de
Century isimli bir albümü satın almıştım. Albümü CD çalarıma
yüklediğimden küçük çaplı bir şok geçirdiğimi itiraf etmem gerekir.
Zaten
burada kısaca durumu yazmıştım. Albümde gitarda Şevket Akıncı,
elektrik basta Demirhan Baylan, davulda Şenol Küçükyıldırım,
saksafonda ise Robert Reigle çalmış. Albüm her haliyle minimal. 4
şarkıdan oluşan albümde ilk şarkı “M” Şenol Büyükyıldırım'ın davul
solosu ile start alıyor. Hemde ne start almak. Robert Reigle'in
saksafonla şarkıya girmesi ile ortaya tam bir kaos çıkıyor. 12 dakika
süren şarkının ilk dört dakikasının ardından basın hemen ardından da
gitarın ön plana çıkması ile adım adım yapı kuruluyor. Bu arada
mainstream caz müziğinde alıştığımız yapı-lardan bahsetmek tabii ki
olanaksız. Ancak zaman içerisinde kulaklarınız bu tarz deneysel
tarzlara alıştıkça aslında ortada bir yapı olduğunu çözmeye
başlıyorsunuz. Müzisyenler belirli olmayan bir ritm hattı üzerinde
zaman zaman birbirlerine yaklaşarak zaman zaman da uzaklaşarak, kendi
halet-i ruhiyelerine göre sololarla, karşılıklı atışmalarla müziği
icra ediyorlar. Zaman zaman Stereo Mecmuası okuyucuları tanıttığımız
albümleri aldıklarında bu ne biçim albüm diye serzenişte bulunuyorlar.
Tarihsel süreçte Ornette Coleman'la başlayan bu dönemi bir çırpıda
defterden silmemek gerekli. Sık sık yer verdiğimiz Anthony Braxton,
Archie Sheep, Don Chery, Sun Ra gibi isimleri dinlemeye başlayarak
arkasından da tarzın Avrupa'lı isimlerine (özellikle İtalya'ya dikkat)
göz atarak müziğin gelişimine kendi kulaklarınızla şahit olmanızı
tavsiye ederim. Son zamanlarda Türk müzisyenlerde oldukça özgün,
insanı mutlu eden çalışmalara imza atıyorlar ki, işte Century'de
onlardan bir tanesi.
Albümün ikinci parçası Teorema kirli tonlarla, bambaşka notalarda
gezinen bir şarkı. Zaman zaman tonları prog. rock hatta prog. metale
doğru uzayan yapılardan bir sonraki şarkıda karanlık bir ruh haline
doğru yolculuğa hazırlıyor. Son derece depresif “Sans Soleil”in
ardından Pixote'da şaşırmaya devam ediyorsunuz. Albüm ise başlangıcına
tezat bir şekilde sonlanıyor.
Albüm adı üstünde serbest tarzda bir çalışma. Evet ilk dinleyişte şok
olmanız mümkün ama bıkmadan usanmadan türe merak saldıkça keyif
alacağınızdan da eminim. Ben albümü çok beğendim. Emeği geçenlerin
ellerine sağlık!
Hakan
M:9/10 K: 6/10
Jazz albüm eleştirilerimize
ulaşmak için tıklayınız
|